logo

Yüze bir kala!

19. Mayısı önemli hale getiren olaylar zinciri masa başında başkalarının fiiliyatını gerçekleştirmeyi fikriyat zanneden ittihat ve terakkiyi kuranlarla başlatılabilir. İttihat terakki teorisyenleri her şeyi toz pembe görmeyi vatan ve millet selameti sanıyorlardı.  Önce dağlara çıkarak, gizli gizli yeminler ederek yasal hale geldiler. Sonra meşrutiyeti ilan ettiler. Yetmedi Sultan II. Abdülhamid’i tahttan indirdiler. Yetmedi muhalefeti suçladılar. Askeriyede çok geniş çaplı tasfiyeler yaptılar. Çıkardıkları kanunlar, emirlerde ne niçin yapıldı kendileri dahil hiç kimse bilmiyordu. Sonuç ortada.  600 yıllık devlet 9 yılda adeta bozuk para gibi harcandı.

Şüphesiz üzerine güneş doğan her gün yarına gebedir. 19 Mayıs günü Samsun’a çıkılan yol da böyle bir olaylar zincirini tetiklemeye gebe idi. Eğer ardından kurtuluş savaşı başlamamış olsaydı. Tarihin satır aralarında kaybolup giderdi.

19. Mayısı önemli hale getiren olaylar zinciri masa başında başkalarının fiiliyatını gerçekleştirmeyi fikriyat zanneden ittihat ve terakkiyi kuranlarla başlatılabilir. İttihat terakki teorisyenleri her şeyi toz pembe görmeyi vatan ve millet selameti sanıyorlardı.  Önce dağlara çıkarak, gizli gizli yeminler ederek yasal hale geldiler. Sonra meşrutiyeti ilan ettiler. Yetmedi Sultan II. Abdülhamid’i tahttan indirdiler. Yetmedi muhalefeti suçladılar. Askeriyede çok geniş çaplı tasfiyeler yaptılar. Çıkardıkları kanunlar, emirlerde ne niçin yapıldı kendileri dahil hiç kimse bilmiyordu. Sonuç ortada.  600 yıllık devlet 9 yılda adeta bozuk para gibi harcandı.

Klasik tabirdir, tarihte aynı sebepler aynı sonuçları doğurur. Ya da tarih tekerrürden ibarettir. Tanzimat süreci ile başlayan ne niçin yapılan batılılaşma sürecinde gelinen nokta İttihat Terakkinin yaptıklarından daha çok yapamadıklarıdır. Tıpkı Reşit Paşa gibi, Mithat Paşa gibi, Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa da başkalarının fiiliyatını kendi fikriyatları haline getirmeleri bu sonucu doğurdu.  Yani iktidara gelene kadar dışarıdan fikir ve fiili destek bir süre sonra içerinin en büyük icraatçısı, kahramanı ve yegane kurtarıcısı, kutsal kişileri.

Cumhuriyet sonra 99 yıl geçti. Düne dair konuşmak, yazmak, bir şeyler söylemek çok kolay.  Tarih niçin okunur, okutulur. Tarih bilinci ne işe yarar burada devreye girer. Eğer “Dün dünür cancağızım, bu gün yeni bir gün yeni şeyler söylemek lazım.” Fehvasınca hareket etmek istiyorsanız tarihi konuşmanın alemi yok. 

Ancak bazı şeyleri en temel ve en basit şekilde bu vesile ile hatırlamakta fayda olduğu kanaatindeyim. – Aynı şeyler hep vardı. Aynı şeyleri hep söylediler. Aynı şeyleri hep yapmadılar. Aynı şeyleri hep tekrar tekrar yaptılar. Nedir bunlar?

-Dış güçler hep vardı, hep var, var olacak. Mustafa Reşit Paşa’dan, Mitat Paşa’dan, Enver, Cemal, Talat  Paşa ve sonrasında herkes bunu kullandı. Sadece lafını söyledi. Gereğini yapmadı.

– Bizden başkası bu ülkeyi yönetemez. Bakın mezarlıklara nice padişahlar, vezirler, ağalar paşalar sessiz sesiz yatıyor. Onlar da biz gidersek kimse yönetemez diyorlardı. Bak bal gibi yönetir, senin kadar yönetir, senden daha iyi yönetir. Al-i Osman’ın bir askeri bir vapura binip inince devlet kurabildiyse aklı başında her siyasetçisi yönetir.

– Tanzimatla başlayan devlet ümerasının yaptığı işlerden dolayı hesap vermemesi. Geldiği makamı özel mülkü gibi görme hastalığını getirdi. Kendilerini devlet ve millet menfaatini koruyan kutsal ve gizemli kişiler zeyyine(kılığına) soktular.  Aslında biz dürüstüz den başlayıp yedi nesil geleceğini ihya ettiler.

– Sadece bu kişiler bilirdi. Başka kimse hiçbir şeyin doğrusunu bilmezdi! Kim ne söylese yalan ve yanlıştı. 

– Adalet bu kişiler iktidara gelene kadar lazımdı. Onlar gelene kadar memlekette adaletin zerre-i miktarı yoktu. İktidara geldikten sonra kendi adalet mekanizmasını kurdular.

– Tanzimattan bu güne istisnasız bütün iktidar sahipleri batıcılığı –muasır medeniyetler seviyesini- şekli olarak gördü. Bütün uygulamalar Felatun bey ve Rakım efendiden bir adım öteye gitmedi. 

– Tanzimattan sonra (önce de vardı –ama kelle ile bedel ödüyorlardı) bütün iktidar sahipleri kendilerini kibre kaptırdı. Milletin varlığına göz dikti. Örneğin İttihat Terakkinin en büyük hatası (Sait Halim Paşa’nın Buhranlarımız adlı eserinde itiraf ettiği üzere)  kendilerinden önce ne varsa yıkıp yerine ne koyacaklarını akıllarının ucundan bile geçirmemeleriydi.  

Ve en önemlisi ve son cümle hiç biri geldiği kadar temiz gitmedi. 

100. Yılına yaklaşmış Cumhuriyette sürekli dejavu görmek zorunda değil bu millet!

Etiketler: » » » » » » » »
Share
134 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ