

Nisyan; yani unutmak bir nimettir. Çünkü insa hikmet-i İlahi birçok elem, musibetler görür. Bunlar üzer, yıpratır, acı verir. Fakat zaman geçtikçe, insan o hadiseyi unutmaya başlar. Elemler hafiflemeye, acılar azalmaya başlar. Sonra unutulur…
Nisyan; yani unutmak bir nimettir. Çünkü insa hikmet-i İlahi birçok elem, musibetler görür. Bunlar üzer, yıpratır, acı verir. Fakat zaman geçtikçe, insan o hadiseyi unutmaya başlar. Elemler hafiflemeye, acılar azalmaya başlar. Sonra unutulur…
Hatırlama ise bütün bilgilerin beynin hücrelerinde kalıcı değişiklikler yaparak depolanmasıdır. Bilgiler, hücreden hücreye aracı maddelerle geçer ve depolayıcı hücrelerde şekillenerek muhafaza edilirler. Hafıza ise “öğrenilen, hissedilen, bilinen, görülen şeyleri, kısaca dış çevreden alınan bilgileri zihinde saklayan ve gerektiğinde kullanılmasını sağlayan kuvvet” olarak tanımlanır.
Geçmişi hatırlamak, bir nevi zihinsel zamanda yolculuktur. Zamanın ve mekânın kısıtlamalarından özgür kılar, tamamen farklı boyutlarda serbestçe hareket edilmesine imkan tanır.
Unutmak gayr-i ihtiyaridir. Hatırlamak bilerek yapılır. Malumunuz İnsan kelimesi bir manada nisyan yani nesiye (unuttu) fiilinden gelmiştir. Yani bilerek unutmaz ama bilerek hatırlar.
Ancak kurumların ve toplumların unutmaması gerekir. Unutmamalı ki var olsun. Toplumsal hafıza, geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki bir köprü kurar, insanların ve toplumların zamanda kök salmasını sağlar.
Toplumsal hafıza, bireylerin bellekleri gibi münferit olayların değil, aynı olaylara şahitlik eden bireylerin, bir olay veya durum karşısında yaşadıkları anılarının ortak paydada buluşmaları sonucunda oluşur. Bireylerin bellekleri zihinsel bir arşiv gibi düşünülürken, toplumların bellekleri de kültürel bir arşiv gibi düşünülebilir. Bu anlamda hafıza, geçmişten gelen birikimlerin diğer kuşaklara aktarılmasıyla anlam kazanır. Hal böyle iken;
Toplumsal olarak balık hafızalıymış gibi davranıyoruz. Olaylar olduğu zaman hop oturup hop kalkıyoruz; bağırıp çağırıyoruz, herkes o konudan bahsediyor. Bir süre sonra hiç o konuyu hatırlamıyoruz, her şeyi unutuyoruz.
Kanaatime göre bu güvensiz, anı yaşayan, planı olmayan, hadiseleri günübirlik çıkarına uygun yorumlayan ve davranan toplum oluşumuzdan kaynaklanıyor. Köklerinden, kendinden, varlığından, olandan, olması gerekenden uzak yapay bir toplum, yapay bir çıkarcılık medeniyeti yaşıyoruz.
İşin usulüne, aslına, doğrusuna hakikatine inmek, değer vermek yerine görüntüye, kuru gürültüye önem verir olduk. Bireysel ve toplumsal hayatımızın temelini oluşturacak ve hayatımız boyunca büyük ölçüde değişmeyecek inançlarımız ve değerlerimizi yitirir hale geldik. Hatta kendi ellerimizle değerlerimizi örseliyoruz.
Birde ekonomik sorunlar etkili tabi. Herkes geçim derdinde. Herkes kendi paçasını kurtarırsa sıra onlara gelecek, demiyor mu akıllılarımız.
Zaten “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğumuz ” için düşünmeden, zahmetsizce, araştırmadan her okuduğumuza inanıyoruz. Hemen yorum yapmaya kalkıyoruz. Bir mesele hakkında ne okuyoruz, ne kimseyi dinliyoruz. Akıllılarımızı haklı çıkarıyoruz.
Millet olarak unutmaya çok meyilliyiz. Sorunlarımızı unutarak ya da umursamadan çözmeye çalışıyoruz. Konuların üzerine gitmek ya da kök nedeni bulmak gibi kalıcı çözümlerimiz maalesef yok.
Kıyıdan köşeden bir şeyler yapmaya çalışanlar var mı? Evet var. Ama bunlara da olanca hınçla hücum ediliyor. Kimse diğer mahallenin sesini duymuyor. Peşinen, kabul, ret ve inkar genlerimize işlemiş.
Bir sebeple doğru söylemesi gerekenler, doğru yerde durması gerekenler, uyarması gerekenler siniyor, korkuyor, korkutuluyor, linç ediliyor. Ya da biz öyle sanıyoruz. Toplumun önüne düşenlerin, düştüğünü iddia edenlerin göbekten bağını görmezden geliyoruz. Daha net bir ifade ile kimsenin tavuğuna kış demiyoruz ki bizim civcivlerimiz büyüsün.
Son olarak bir de büyük kahramanlarımız var. Kerametleri kendilerinden menkul. Başları akıllarından büyük, dilleri laflarından büyük, ayakları kafalarından büyük. Bunların çıkarı nerede ise bizim hafızamızda, aklımızda, fikrimizde o kadar.
Ve’l-hasıl, şu veya bu şekilde, şu veya bu nedenle her şeyi bilerek unutuyoruz. Bilerek unutturuluyoruz.
…bilmeden unutursak bizi hesaba çekme…
Savaş SONGUR / 7.02.2022
Etiketler: #tarih » arşiv » hafıza » Savaş SONGUR » Unutursak problem yokBENZER HABERLER