logo

FİRAVUN ZİNDANLARINDAN BİR ŞEHİT DAHA…

Hayatını İslam’a ve onun aziz değerlerine adayan Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın bir önceki Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Mehdi Akif; zalim, darbeci, ABD ve Suudi Arabistan’ın kölesi olan Sisi’nin zindanlarında 89 yaşında şehadete kavuştu. Hayatının 28 yılını işkenceler altında zindanlarda geçiren Akif, Şehidİmam Hasan El-Benna, Abdulkadir Udeh ve SeyyidKutub gibi dostlarına tertemiz, mücadele ile dolu bir hayatın ardından kavuştu.

Mısır’da Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan-ı Müslimin) bir önceki Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akif, tutuklu bulunduğu zindanda vefat etti. Muhammed Mehdi Akif’i gazetemize değerlendiren İHVAN yöneticilerinden Dr. MithadHaddad ve Mısır’ın tanınmış gazetecilerinden ve aynı zamanda merhum Akif’i de yakından tanıyan Gazeteci YazarKutbul Arabi,Muhammed Mehdi Akif’in 89 yaşında Mısır zindanlarında vefat ettiğini,ömrünün 28 yılını yani üçte birlik kısmını zindanlarda geçirdiğini belirtti. Arabi, darbe rejiminin merhum Akif’ten kendilerinden resmi olarak af dilemesi için yoğun çaba gösterdiğini, ancak Mehdi Akif’in bunu kabul etmeyerek izzetle durduğunu ifade etti.

“AKİF’İN VEFATI, DARBECİLERİN ALNINDA BİR UTANÇ LEKESİ OLARAK KALACAKTIR”

Mehdi Akif’in zindanda vefat etmesinin darbeci rejimin alnında kara bir leke olarak kalacağını belirten İHVAN liderlerinden Doktor MithadHaddad, “Bu konuda söylenecek çok şey var. Ancak şunu vurgulamak istiyorum; Muhammed Akif’in vefatı, Mısır rejiminin alnında bir utanç lekesi olarak kalacaktır. Kendisinden, Sisi’den şahsi olarak af dilemesi istendiğinde şu tarihi sözü söylemiştir: ‘Ben gençken zindanlarda bu tür teklifleri reddetmişim, bu yaşımda mı bunu kabul edeceğim? Böyle bir şey söz konusu bile olamaz.’ Bu sözüyle tarihi bir duruş sergilemiştir. Bir ilham kaynağı oldu.” dedi.

“TÜRKİYE KAMUOYUNA DUYARLILIĞINDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

Türkiye halkının mazlumların yanında durup yakın ilgi ve sevgi gösterdiğini, bu duruşun da artarak devam etmesini beklediklerini söyleyen Haddad, şöyle konuştu: “Türkiye kamuoyuna duyarlılığından dolayı teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin millet olarak duruşunu takdir ediyoruz. Bu duruşunun artarak devam etmesini, mazlumların yanında durarak devam etmesini diliyoruz.

“DARBECİ SİSİ’NİN AF KARŞILIĞINDA ÖZÜR İSTEĞİNİ REDETTİ”

Merhum Akif’in çok özel bir şahsiyet olduğunu, darbecilerin karşısında ilerlemiş yaşına ve hastalığına rağmen daima izzetle durduğunu belirten Kutbul Arabi, “Mehdi Akif çok özel bir şahsiyetti. Onun döneminde İhvan, açılıma gitti ve büyük bir gelişme kaydetti. Yeni nesillere yol gösterildi. İslami yapılarla yakın temas söz konusu oldu. İhvan, ilk gösterisini onun dönemine denk gelen 2006 yılında gerçekleştirdi. Ayrıca diğer İslami hareketler ve şahsiyetlerle de yakın temasta olan biriydi. Müslümanların genel sorunlarıyla yakından ilgilenirdi. Mesela, israil’le çatışmak üzere Filistin’e 10 bin genci göndermeye hazır olduğunu söylemişti.Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki Mehdi Akif, 89 yaşında vefat etti. Mısır darbe rejimi, onun kendilerinden resmi olarak af dilemesi için yoğun çaba gösterdi. Ancak Mehdi Akif bunu kabul etmedi. Avukatı, mahkemede, Mısır yasalarının ön gördüğü raporlara dayanarak, serbest kalmasını istedi. Bu doğrultuda gerekli raporlar mahkemeye sunuldu. Hatta savcılık bile raporları kabul etti. Ancak mahkeme bunu reddetti. Onlar, Mehdi Akif’in şahsi olarak ve siyaseten Sisi’den af dilemesini istiyordu. Vefatından iki gün önce gerçekleşen mahkemede bile bu tartışmalar yaşandı. Mahkeme o zaman da Mehdi Akif’in tahliyesine yanaşmadı. Böylece Mehdi Akif zindanda vefat etti.” şeklinde konuştu.

“İZİN VERİLSEYDİ CENAZEYE EN AZ 1 MİLYON İNSAN KATILACAKTI”

Darbeci rejimin geçmişte Hasan el-Benna’ya yapılanın aynısını Akif’e de yaptığını ve cenazesine kimsenin katılmasına izin vermediğine dikkat çeken Arabi, “Mısır darbe rejimi, Mehdi Akif’in cenazesine eşi ve kızı başta olmak üzere yalnızca en yakın akrabalarının katılmasına izin verdi ki bu sayı 10’u bile geçmiyor. Bu da Hasan el Benna’nın cenazesine benziyor. O dönemde Mısır rejimi, Hasan el Benna’nın cenazesinin kaldırılmasına izin vermemişti. Şimdiki rejim de aynı tutumu gösterdi. Eğer izin verilseydi, bu cenazeye en az 1 milyon insanın katılacağını bekliyorduk. Çünkü Mehdi Akif çok sevilen biriydi. Ayrıca onun bu şekilde vefatı da onu sembolleştirdi. Eğer 2 gün önceki mahkemede serbest bırakılıp dışarda vefat etseydi, hem bu kadar ses getirmezdi hem de Mısır rejimi açısından böyle büyük bir skandal olmazdı. Allah fırsat vermedi ve 2 günlük bir süreyle de olsa bu rezaleti yaşamış oldular.Dünyanın dört bir yanında Şeyh Muhammed Akif için cenaze namazları kılındı. Biz de Fatih Camii’nde kıldık.” diye konuştu.

“1969’DA MUHABİR OLARAK AKİF’İN MAHKEMESİNDE BULUNDUM”

“MÜSLÜMANLAR İÇİN FEDAKÂRLIĞIN, MÜCADELENİN, YİĞİTLİĞİN VE AZMİN NİŞANI OLDU”

Akif’in İhvan gençliği için bir ilham kaynağı olduğuna vurgu yapan Arabi, “Mehdi Akif’le şahsi bir hatıramı anlatmak istiyorum. 1969 yılında Mehdi Akif’in yargılandığı mahkemeye ben, muhabir olarak katıldım. O oturumda mahkeme, Mehdi Akif’e İhvan mensubu olup olmadığını sordu. Normalde herkes bu soruya olumsuz cevap verirdi. Ancak o, ‘Evet, ben İhvan mensubuyum’ dedi. Daha sonra ben, neden bunu kabul ettiğini sordum. O da, ‘zaten her türlü cezayı verecekler. Öyleyse neden başka yollara başvurayım’ dedi.

Mehdi Akif, İhvan gençliği için büyük bir ilham kaynağı oldu. Tüm Müslümanlar için fedakârlığın, mücadelenin, yiğitliğin ve azmin nişanı oldu. 89 yaşında zindanlarda vefat etti. Bu bile başlı başına yeterince mesaj veriyor.” ifadelerini kullandı.

ŞEHİD MUHAMMED MEHDİ AKİF’İN DİLİNDEN MISIR ZİNDANLARI

“Oğulcuğum, 25 yıl hapis yattım. Hapishanede bir kişinin zor ayakta durabileceği bir zindanda yıllarca kaldım.

Kapısını kapatırlardı bulunduğum hücrenin, zemini tuvaletti ve su yoktu.

Namaz kılmayalım diye hücrede su yoktu hep teyemmüm ederdim.

Namazları hep ayakta kılardım.

Hücrenin demir kapısında bir pencere vardı.

Seyyid Kutup ve Abdulkadir Udeh’in de aralarında olduğu yedi arkadaştık bu hücrelerde…

Onların hepsi tek tek bu zindanlarda idam edildi.

Beni idam etmediler.

Ama çok işkence gördüm.”

MUHAMMED MEHDİ AKİF KİMDİR?

12 Temmuz 1928’de dünyaya gelen Muhammed Mehdi Akif, Memun el-Hudeybi’nin hayatını kaybetmesinin ardından 2004’te İhvan Rehberlik Konseyi Başkanlığına seçilmişti. Görev süresinin 2010’da dolmasının ardından tekrar aday olmayacağını ifade eden Akif, görevini bırakmıştı.

Hayatta iken görevini bırakan tek İhvan lideri olan Akif, teşkilatın yenilikçi kanadını temsil etmekteydi.

Ömrünün geri kalanında ne yapacağına ilişkin bir soruyu Akif, “Çiftliğimde geçirmeyi planlıyorum.” şeklinde cevaplandırmış, ancak 3 Temmuz 2013’te yapılan askeri darbenin ardından gözaltına alınarak yargılanmıştı.

Hukuk Fakültesi mezunu olan Akif, 1954’te yargılanarak idama mahkum edilmiş, ancak sonra cezası müebbete çevrilmiş ve 1974’te hapisten çıkmıştı.

1987-2009 yıllarında İhvan Rehberlik Bürosu üyeliği yapan Akif, 1987’de Kahire’nin doğu bölgesinden milletvekili olarak İhvan listesinden meclise girmişti.

Hüsnü Mübarek döneminde 1996’da gözaltına alınarak “İhvan’ın Uluslararası Teşkilat Başkanı olmakla” suçlanan Akif, 3 yıl hapse mahkum edilmişti. Akif, 1999 yılında özgürlüğüne kavuşmuştu.

Akif ayrıca Ürdün Krallık Araştırmaları Merkezi’nin 2009’da yayınladığı raporunda, “İslam dünyasının en etkili 50 şahsiyetten 12’ncisi” olarak gösterilmişti.

ŞEHİD ABDÜLKADİR UDEH

Muhammed Mehdi Akif’in dava arkadaşı ve İHVAN’ın ikinci lideri olan ŞehidAbdulkadir Udeh, Cemal Abdunnasır’asuikaste teşebbüs suçlamasıyla yargılanarak idam cezasına çarptırıldı.   1954 yılında beş arkadaşı ile birlikte idam edilirken “ Ben Allah ile görüşmeye gidiciyim. Onun için ister yatağımda ister savaş alanında, isterse esir veya hür olarak öleyim hiç mühim değil.” Daha sonra orada hazır bulunanlara dönerek : “Bana şehadeti nasip eden Allah’a şükrediyorum. Şunu bilin ki benim kanım sizin inkılâbınızı boğacaktır.” diyerek izzetle Rabbine gitmişti.

MEHDİ AKİF’İN DAVA ARKADAŞLARINDAN ŞEHİD SEYYİD KUTUP

7 Kasım 1954’de İhvan-ı Müslimin, Cemal Abdül Nasır’a suikast girişimi suçlamasından uzun yıllar cezaevinde yatan şehidSeyyidKutub, daha sonra hükümeti devirme suçlaması ile idama mahkum edildi. Cemal Abdün Nasır’ın adamları, idam kararından sonra Kutub’u davasından vazgeçirmek için kız kardeşi Hamide Kutub vasıtasıyla kendisine, “Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanıldığını beyan ederek, Cumhurbaşkanı Cemal Abdün Nasır’dan özür dilediğin takdirde idam hükmü bozulacak ve serbest kalacaksın.” teklifinde bulundular.

“BATILDAN MERHAMET DİLEYECEK KADAR ALÇALAMAM”

Ağabeyinin idam edilmemesini isteyen Hamide Kutub, bundan dolayı teklifi kardeşine iletti ancak SeyyidKutub’un cevabı gayet açık ve tavizsizdi. Kutub, bu teklife karşılık, “Eğer idamı hak etmiş olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer batılın zulmüne kurban gidiyorsam batıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!” diyerek ruhunu Allah’a teslim etmişti.

DOĞRU HABER

Etiketler:
Share
573 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ