logo

TASMALARIN ÇOK GÜZELMİŞ AMA SANA YAKIŞMAMIŞ!

İhtiyaç, gereksinim, zorunluluk, olmazsa olmaz, benim neyim eksik, Müslüman en iyisine layık… Tasmaların çok güzelmiş ama sana yakışmamış!

Mümine zindan olan dünyada kendimize yeni hücreler inşa edip, adına da hayat diyoruz.  Boynumuza takılmış tasmaları, “İhtiyaç, lazım…” diye diye övüyoruz. Oysa boynunda hiç tasma olmadan İstanbul’a misafir gelen Masai kabilesinin şefi Torakaa Kiberenge’nin sorduğu sorular emperyalizmin kafeslerini kırıp geçiriyor. 

Tanzanya Serengeti’de yaşayan Masai kabilesinin şefi Torakaa Kiberenge’nin İstanbul ziyaretinde dile getirdiği “hayret cümleleri” varlık içinde yokluğu yaşayan dünyaya, asıl zenginin kendisi olduğunu ve bizim kendi elimizle kendimize yaptığımız daracık kafeslerdeki esaretimizi gözler önüne serdi.

İstanbul’da karşılaştığı manzara karşısında hayretini gizleyemeyen Kiberenge’nin şu soruları oldukça manidar: “Ben buraya ayrı bir dünyaya mı geldim? Burada sadece reisler mi yaşıyor? Herkes araba sahibi, yollar araba dolu. Her kaldığım gün yeni bir şey görüyorum.

Büyük binaları nasıl yapıyorlar? Sizin yollarınız ve arabalarınız hiç uyumaz mı? Denizinizi musluktan nasıl akıtıyorsunuz? Suyu buraya kadar kim taşıyor? Evleriniz neden çok büyük? Bu kadar eşya ve oda ruhunuzu yormuyor mu? Sigara içen insanlar sigaranın ruhlarını ve bedenlerini öldürdüğünü bilmiyor mu?

Asansörleri yukarıya kim çekiyor? Elektrik mi, o da ne? (Kahvaltıda ilk defa gördüğü portakal suyu için) Sizin sütünüz bu renkte mi? (Denizde gördüğü vapur için) Bu yüzen ev mi?”

Sahi kimdir gezgin?

Arabalarımız, yollarımız, deniz üstünde giden gemilerimiz, mesafeleri kısaltan uçaklarımız, bulmak için onlarca kilometre yürümek zorunda kalmadığımız suyumuz, kocaman evlerimizin içine üst üste doldurduğumuz eşyalarımız olmasına rağmen bizler mi zenginiz? Yoksa gelip geçici yalan dünyanın yalan mallarına kanmayan hayatıyla, dünyası köyü, köyü dünyası olan Masailer mi?

Tabiatla barışık yaşayan, ulaşabildiklerinden fazlasını arzulamayan Masailer mi daha mutlu? Yoksa daha fazlasına ulaşabilmek adına gece gündüz demeden çalışan, eline geçenle mutlu olmayı beceremeyen modern insan mı? Emperyalizmin tasarladığı kusursuz tasmalarla, taksitlerin sürüklediği bir hayatı, hiç ihtiyacımız olmayan malları edinmek için sürünerek yaşıyoruz.

Son çare esaretimizi itiraf etmek yerine tasmalarımıza mersiye düzüp onları savunuyoruz. Sahi, hepimizin o en son çıkan telefona kesin ihtiyacı vardı değil mi; bir de rengi kazakla uyumsuz olan o atkı bizi nasıl kahretmesin?

Arabayı da zaten yatırım olsun diye aldığımızı anlatmaya ne gerek var. Fakat hâlâ huzursuz, hâlâ mutsuz yaşıyoruz; belki perdeler yüzündendir hatta mobilyaları değiştirsek kesin mutlu oluruz…

KAYNAK: Diriliş Postası

Etiketler:
Share
734 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ