logo

AVM’lerdeki çocuk oyun alanları, kumar salonu konseptinde

Alışveriş merkezlerinin çocuk oyun alanlarındaki oyunlarındaki tehlike konusunda aileleri uyaran uzmanlar; bazı alışveriş merkezlerindeki çocuk oyun alanlarının “kumar salonları” konseptini andırdığını belirtiyor.

AVM'lerdeki çocuk oyun alanları, kumar salonu konseptinde

Alışveriş merkezlerinin oyun alanlarındaki bazı oyunların görünümü kumar aletlerini anımsatıyor. Çocuklar eğlence alanı adı altındaki yerlerde oyun oynarken farkında olmadan kumar ile tanışmış oluyorlar.

Alışveriş merkezlerindeki oyunlarda, kumarhanelerde oynanan her türlü kumarın simülasyonu bulunuyor. Bu oyunların arasında; çarkıfelek, kollu makine, jackpot, poker ve daha birçok oyun bulunuyor. Bu oyunların içinde gerçek para kullanılmıyor ama oyun parası çoğu zaman parayla satılıyor. Bu durumda oyun parasının kumarhanelerdeki fişlerden farkı yoktur. Sadece kazanılan puan veznede bozdurulamayarak oyuncak veya başka bir şeye dönüştürülüyor.

İstanbul‘da birçok alışveriş merkezinin oyun alanında bulunan bu tür simülasyonlar, çocuklarda daha çok oyuncak kazanma hırsıyla bağımlılığa dönüşüyor.

Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Elif Konar Özkan, konuyla ilgili İLKHA muhabirine yaptığı değerlendirmede ailelere önemli uyarılarda bulundu.

“Çocukluk döneminden itibaren belli bir mekân algısına ve oyun tarzına dair alışkanlık kazandırılmış oluyor”
Alışveriş merkezlerinin oyun katında yer alan ve görüntü olarak kumara benzeyen bu tür oyunların çocukların psikolojisinde açtığı etkiler ve bilinçaltlarında bırakacağı olumsuzluklar hakkında değerlendirmede bulunan Özkan, “Alışveriş ve eğlence merkezlerinde çocuk oyun katı olarak dizayn edilmiş mekânlar, özellikle video oyunları bölümleri daha çok atari salonlarını veya maalesef filmlerden gördüğümüz gazino/kumar salonları konseptini andırıyor. Hem oyun alanı hem oyunların birçoğu erken çocukluk dönemi için uygun değil. Bu şekilde, bir kere çocukluk döneminden itibaren belli bir mekân algısına ve oyun tarzına dair alışkanlık kazandırılmış oluyor. Birçok alışveriş merkezinin veya ‘her yaş için eğlence’ konseptiyle yola çıkan ‘eğlence merkezleri’nin internet sitelerindeki tanıtımlarda bile; ‘hız tutkunları, güç tutkunları, rekabetten hoşlananlar’ ibareler dikkatimizi çekiyor. Tabii bununla birlikte olumlu algıya çalışmayı da ihmal etmemişler. ‘Ekip oyunlarını sevenler, bireysel başarıları tercih edenler, her zevke, her tercihe göre video oyunları, gönlünüzce eğlenmeyi özlediğinizde hatta … kullanmak ama bunu güvenli bir ortamda yapmak istediğinizde’ gibi hususen yetişkinde olumlu algı oluşturacak ve iyi bir şeymiş kodu verecek ifadeler kullanılıyor. Tanıtım ve reklam fotoğraflarında da ailece oynanabilir iması hissettiriliyor. Pek çok anlamda cazibe merkezi hâline getirilmeye çalışılmış alanlar; renkli, hareketli, müzikli ve kazanımlı. İşin ilginci bu alanlara çocuklar, alışveriş sonrasında ya da molalarda aileleri veya bakım veren tarafından getiriliyor. Bazen de yetişkin alışveriş yaparken ‘çocuk beni engellemesin, rahatsız etmesin’ düşüncesiyle bu alana bırakabiliyor çocuğu. Yani yetişkinin teşviki ve onayı söz konusu. Bu alanlardaki kurgu ve tasarım dolayısıyla oyunlar dijital değilmiş gibi düşünülüyor belki de. Hani araç gereçler var ve çocuklar, güya birtakım bedensel becerilerini ve el göz koordinasyonunu da kullanıyor gibi bir algı oluşturulmuş. Böylece yetişkinde, ‘bu ekrandaki/internetteki bağımlılık oluşturan veya olumsuz alışkanlıklar kazandıran oyunlarla aynı değil’ düşüncesi ve rahatlığı sağlıyor.” dedi.

“Bu tür bilet kazanmaya dayalı oyunların şans oyunlarına benzerliği de dikkat çekmektedir”

Oynanan oyunlar hakkında değerlendirmelerine devam eden Özkan, “Sürekli olarak ‘şimdi kazanacağım’, ‘tekrar deneyeyim bak olacak’ ya da ‘neredeyse kazanacaktım’ hislerini kamçılayan bir süreç; böyle olunca da kazanma duygusuna eş değer duygular yaşanabiliyor. Bu da aynı oyunları tekrar tekrar deneme, sık sık mekâna gelme, her seferinde bilet alma, yeniden bilet kazanabilme güdüsünü aktif tutuyor. Bu tür bilet kazanmaya dayalı oyunların şans oyunlarına benzerliği de dikkat çekmektedir. Şans oyunlarının reklamların da etkisiyle insanlarda hayal kurma, kazanma; özellikle az para ödeyerek çok kazanma, ödül mekanizmasını harekete geçirmesi de tekrarı kamçılayan unsurlar arasındadır. Yapılan çalışmalar, şans oyunları karşısında insan beyninin gerçekçi, mantıklı düşünemediğini, kâr zarar hesabı yapmadan oynandığına işaret etmektedir. Ayrıca yine çoğu şans oyununun beyindeki haz alanını uyararak bağımlılığı da tetiklediği bilinmektedir. Kurgulanışındaki benzerlikler ve insandaki haz mekanizması üzerine çalışıyor oluşu, bu tarz oyunların, şans oyunlarına, daha sonrasında da farklı kumar türlerine yatkınlığa yol açabileceği ihtimali yüksektir.” şeklinde konuştu.

“İradesini kullanabilen, olumlu seçimler yapabilen bireyler yetiştirmek tabii ki erken çocukluk döneminde temellendirilmektedir”

Konuyla ilgili ailelere seslenen Özkan, “Özellikle babaların çocuklarıyla birlikte bu mekânlarda oyunları denerken bilet kazanırken çektikleri videolara rastlamak da mümkün. Böylece pek çok oyunu günlük hayatta denemesek de görmüş, test etmiş oluyoruz. Tabii bu videoların diğer çocukların seyretmesi gibi bir sistemle işlediğini düşünecek olursak etki alanı geniş. Çocuk üzerinde reklamların olumsuz etkisini aktifleştireceği kaçınılmaz. Yaşamın ilk yıllarında çocuklar pek çok konuda dolaylı seçicidir. Ailelerin ve çocukların dünyasında etkisi olan yetişkinlerin en önemli görev ve sorumluluklarından biri de reklamların etkisini boşa çıkarma, olumsuz içerikli ekran deneyimlerini ve etkilerini sınırlama; hasılı çocuğa bilinçli ve eleştirebilen bir birey olma yolunda rehber olmaktır. İradesini kullanabilen, olumlu seçimler yapabilen bireyler yetiştirmek tabii ki erken çocukluk döneminde temellendirilmektedir. “diye belirtti.  

“Çocuklarımızın gittiği mekânlara, oynadığı oyunlara da tıpkı beslenmelerine dikkat ettiğimiz gibi özen göstermemiz gerekmektedir”

Bu tarz mekânların ve oyunların, tıpkı ekran oyunları gibi çocuğun serbest oyun, hareket ve sosyalleşme imkânını elinden alacağının altını çizen Özkan, “Bu tarz mekân ve oyunlar, hayal güçlerini sınırlandıracak, farklı düşünme becerilerini, problem çözme becerilerini ketleyecek, sunduğu içerik ve kazandırdığı alışkanlıklar ile çocuklara zarar verecektir. Psikolojik ve fizyolojik açıdan sağlıklı çocuklar yetiştirmek istiyorsak çocuklarımızın gittiği mekânlara, oynadığı oyunlara da tıpkı beslenmelerine dikkat ettiğimiz gibi özen göstermemiz gerekmektedir. Oyun oynama, çocukların temel hakları arasında yer almaktadır. Yetişkinler, onların oyuna doyarak çocukluklarını yaşayabilme ve oyunla gelişimlerini pekiştirebilme bağlamında çocukların yüksek yararını gözeterek onlara rehberlik etmeli; çocukların sağlıkla oynayabilecekleri mekânlar düzenlemeli veya uygun mekânlarla çocukları buluşturabilmeli, ruh sağlığını olumsuz etkileyebilecek unsurlara karşı çocuğu gözetebilmelidir.” ifadelerini kullandı. (İLKHA)

Share
155 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ