logo

YENİ BİR ÇIKIŞ YOLU ÖNERİSİ II.BÖLÜM

Yeni bir çıkış yolu önerisi (Kaynak ve imkanların vakıflaştırılması) II. Bölüm

Av. Şemsi DAK / 8.03.2019

Bir önceki yazıda dünyanın kaynak ve imkanların kullanımı bölüşümünde çıkmaza girdiği ve yeni bir çıkar yol aramaya koyulduğu ifade edilmiş ve vakıf modelinin çözüm olup olamayacağı sorulmuştu.

Vakıflar bir malın hayırlı bir amaca ilelebet tahsis edilmesidir. Böylece dünya durdukça hayır devam etsin, vakfa zarar verenin Allah cezasını, vakfa katkı sağlayanın mükafatını versin denilir.

Ülkemizde vakıflar okul, cami, imarethane, yol, köprü, su gibi toplumun ihtiyacına ve bazen de vakfedenin zürriyetine irat için kurulmuş malın hayırsız evlattan ise hayırlı bir amaca tahsisi yeğ tutulmuştur. Süleymaniye Camii’nin aydınlatılması için gerekli çıranın temin ve tedariki için veya Çamlıca’daki suyun halkın ikamet ettiği mahallelere ve en son da Üsküdar Atik Valide Camiine isale hatları ve Çeşmeler ile ulaştırılması örnek kabilindendir.

Avrupa ve Amerika’da da bazı farklılıklar ile birlikte vakıf (foundation) kurumu bulunmaktadır. Kilise, Eğitim, Sağlık ve Tarım vakıfları… Bunlardan en ilgi çekici olanlar tarım vakıflarıdır. Örneğin Fransa’da özellikle şarap vakıfları çok meşhurdur. Bölgenin üzümü ve şarabını korumak için üzüm bağları vakıf haline getirilmiş, ülkenin en önemli bağları miras taksim ve imar tehlikesinden azade kılınmıştır.

Gerçekten doğal miras özel mülkiyet, sosyal mülkiyet, ürün parsellemesi gibi kavramlar ile yeterli korumaya kavuşamamıştır.

Tarım arazileri ve kadim tarımsal ürünleri gah miras taksimi, gah malikin keyfi kullanımına terkedilmiş, neticede cömert coğrafyamız kısırlaşmıştır.

Oysa vakıflaştırılmaya değer çok sayıda ürünümüz ve ürün vatanı topraklarımız bulunmaktadır.

Örneğin Zeytin, Bunlardan ilkidir. Devletimiz acilen zeytinliklerimizi vakıflaştırmalıdır.

İşbu toprak zeytinliktir. Bu toprağa kıyamet kopuncaya kadar zeytin ekilecek, elde edilen gelir fazlası ile yeni zeytinlikler kurulacaktır.

Koyunumuz, mandamız, tavuğumuz hepsi birer vakıftır.

Dağlarımız, nehirlerimiz, rüzgarlarımız, göllerimiz de birer vakıftır.

Ben ki, bu araziyi Balkar Rüzgarına vakfettim ki, önüne set yapılmasın, bu rüzgar kıyamete kadar essin, evlere serinlik, üzüme aroma versin ve çiçeği aşılasın.

Bu yöntem ile doğal varlıkları kendi nefsimizden ve haramiden dahi korumuş geçici menfaatler için baki servetimizi yok etmemiş oluruz.

Üstelik bu tarz vakıflar halk ile doğal kaynaklar arasında dahi köprü olacak, halk geçimini kendi coğrafyasında kendi doğal kaynaklarını kullanarak sağlayacak ve zenginliği daha çok arazi alarak değil-istese de alamaz- üreteceği fikir ve yapacağı verimli çalışmalarda arayacaktır.

Selam ve saygıyla

Etiketler: »
Share
870 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ