logo

HİÇ ÖMRÜNÜZ BOYUNCA YANLIŞ MELODİYLE DANS ETTİĞİNİZİ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

Gerçekler acıdır, acılar ise gerçek…

Filozoflar nasıl daha iyi bir toplum haline gelebiliriz, nasıl insanlar daha özgür yaşayabilir ya da özgürlük insanlık için ne ifade ediyor diye yıllarca düşünüp, bu beyin fırtınalarını bir eser haline getirip bizim önümüze en leziz yemek gibi sunmuşlardır. Harika değil mi? 16. 18. Yüzyılın eserlerini okuyabiliyor olmamız… İdeolojilerin dünyaya hakim olmak için savaştığı bir dönemde bize yol gösteren ( hala göstermeye devam eden) bu filozofların ileri görüşlü halleri, gelecek tasvirleri olmuştur. Daha çok insanın algısıyla nasıl oynandığına, bireyin nasıl bir özne haline getirildiğine (öğretmen, öğrenci, avukat, doktor gibi), girdiğimiz kalıpların bolluğuna ve asla bu kalıplardan çıkamıyor oluşumuza, düşünmüyor oluşumuza 18.yüzyıldan seslenmişler ve sanki olacakları görerek bizi uyarmaya çalışmışlardır.

Doğu- Batı toplumları arasında hep bir Batının, Doğu toplumuna oranla çok daha özgürlükçü, demokratik ve insan haklarının en üst seviyede olduğu gibi bir algı oluşturması durumu mevcut. Kültür olarak bile kendimiz gibi yaşamıyoruz. Küreselleşme kavramı tüm dünyada etkinken dünyanın daha çok “küresel bir iç savaş” halinde olduğu düşünülürken, bizim bu kabullenmemiz istenen kültürü yok sayarak yolumuza devam etmemiz, ütopik bir senaryo olurdu elbette. Peki Batı, Doğu Medeniyeti ile arasındaki bu savaşı nasıl kazandı?

Soğuk Savaşın sona ermesiyle tüm dünya  derin bir nefes alarak arkasına yaslanmış ve yeni savaş olan Propaganda Savaşını izlemeye başlamıştır. Medyanın gücünü bu bağlamda değerlendirdiğimizde yeni bir silah olarak tanımlamamız yanlış olmayacaktır. Batı, Doğu medyasını filmlerle, haberlerle, kısa filmleriyle, yazılan eserleriyle o kadar güzel kötülemiştir ki, böylelikle propaganda savaşını da nihayet kazanmıştır.

 Evet, yanlış okumadınız güçlü toplumların yeni silahı medya ve biz bu silahı nasıl kullanıyoruz? Bihaber miyiz yoksa yakından tanıyor muyuz? Bakalım…

Türkiye’de televizyon izleyen kesimin şuan çok popüler olan Hercai adlı diziyi eleştirdiğine hiç tanık oldunuz mu? Türkiye’nin Doğu kısmının yansıtılış şekline hiç “Eh! Pes artık” dediğiniz oldu mu peki?

Türk dizilerinin Avrupa’da satış piyasasının çok yüksek olduğunu düşünürsek, bu diziyi izleyen x bir Avrupalı kişisinin Türkiye’nin Doğu kesimi hakkında ne düşüneceklerine bir göz atalım. İlk olarak hala töre kavramının geçerli olduğunu,  hala insan katlinin devam ettiğini, zaten böyle bir ortamda gelişmeyecek insan ilişkilerinin, özgür bir ortamın, aile ve arkadaşlık ilişkilerinin bile Avrupa düzeyinde olmayacağını düşünecek, bırakın Mardin’in o eski evlerini bir turist olarak ziyaret etmek istemeyi, kuvvetle muhtemel oraya adım bile atmak istemeyecektir. İşte aşırı popüler dizilerimiz ve Türk medyamızın şahaneliği!

Gelin Leon filmini birlikte inceleyelim. Filmde 15 yaşında bir kızın kendisinden büyük bir kişiye olan aşkı aksiyon, dram ve kısmen eğlenceli olarak anlatılıyor. Filmi bitirdiğinizde bu durumu normal olarak kabullenebiliyorsunuz. Oysaki ilişki çocuk istismarı olarak değerlendirilse yanlış olmaz. Fransız yapımı bir film ve Batı medyasına şahane bir örnek. Gelin bir de  Türk yapımlarına bakalım, Çocuk Gelin, Hayat Devam Ediyor…gibi sayısız örnek  verilebilir. Bu örnekler çocuk yaşta evlendirilen ( 15 yaşında bir kız çocuğunun 68 yaşında birisiyle evlendirildiği örnekler) sadece Doğu kültürüne hasmış gibi gösterilen özelliklerin vurgulandığı ( birden fazla eşi olan bir adam gibi) ve öyle bir algının Türk halkına sunulduğu, inandırıldığı, üstelik hala bu yanlış piyasanın hala devam ettirilmeye çalışıldığı filmler, diziler… Mardin halkı isyan etse de, popüler olan o dizi kaldırılmayacak, Türk halkı hiçbir zaman Doğu Medeniyetini anlamaya çalışmayacak ve o insanları, yaşamı ve kültürü hep tek bir kavram üzerine oturtup değerlendirecek. İşte! Buyurun size gerçeklerin en acı olduğu kısım.

Oysaki hayatın anlamı hayattan çok daha değerli değil midir sevgili okurlarım. İnsanın, eleştirmesi yerine anlamaya çalışması durumu,  en çok insana yakışmaz mı?

Sahte umutsuzluğun karanlığını veya suni umudun pusunu dağıtacak birden fazla ışık mevcut.

Dilerim, bu renkli toplumumuza, tek taraflı yalnızlık, iki numara büyük bir pelerin gibi takılı kalmasın.

Özgür DALÇIK / 19.04.2019

Etiketler: »
Share
641 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ