logo

GEL DE DELİ OLMA!

Yıllarca şikayet ediyoruz dizi ve sinema sektöründe yer alamıyoruz diye. Ya yapılan işler çok amatör kalıyor ya da senaryosu bizi anlatmıyor.

Son zamanlarda ülkemizde tarihi karakterlerin hayatını ve dönemlerini yansıtan filmlerde ciddi bir çıkış söz konusu. Bu çıkış izleyicinin dikkatini çektiği gibi artan reyting oranlarıyla da yapımcıların dikkatini çekiyor ve iştahını kabartıyor.

Yapılan dizilerde veya sinema filmlerinde dikkati çeken en önemli nokta ise izlenilirliği arttırmak veya birilerine hizmet etmek için kitaplarda yazan gerçek tarihin aksine ömrünü islama ve devlete adamış kişilerin zevk ve sefahat içerisinde haremden çıkmayarak boş bir hayat sürdüğünü bu millete izleterek malesef yanlış bir algı oluşturulmaktadır. Kitap okumayı sevmeyen bir toplumuz malesef. İşin kolayını seviyoruz toplum olarak iş böyle olunca da tarihimizi ve hatta dinimizi ekrandan öğrenmeye çalışıyoruz. TabikiTv kanallarındaki dizi, film ve programlarda işlerimizi kolaylaştırıyor. Al kumandayı eline, çayını demle otur seyret, gaza gel ve ertesi gün de izlemeyenlere git din ve tarih dersi ver.

TARİHİMİZDE BÖYLE SAVAŞÇILAR VAR MIYDI ?

Son günlerde benzeri bir tarih filmi olan delilerin gala gecesine davet edildik. Galada eş dost ile hoş sohbet ve muhabbetten sonra filmi izlemeye geçtik. Muhteşem bir görüntü, harika bir ekip, muazzam kostümler ve gerçekten de kaliteli bir oyuncu kadrosu. İzledikçe mest oldum ve dedim ki istendiğinde demek ki bizde hollywood tadında bir film yapabiliyormuşuz. Peki deliler kimdi gerçekten de tarihimizde böyle savaşçılar varmıydı ? Yoksa bu hayali bir kurgumuydu ? Deliler gerçekten de şanlı tarihimizde yer almış gözü kara özel seçilmiş kişilerden oluşmaktaydı, her birine bayrak denilen, elli altmış kişilik ocaklara ayrılırlardı. Birkaç bayrak birleştirilerek bir delibaşının emrine verilirdi. Delibaşıların emrinde gönüllü ağası, bölük ağası unvanlarını taşıyan daha küçük rütbeli deli zâbitleri vardı. Deli askeri olmak isteyen bir genç önce zobu adıyla ocak ağalarından birinin yanına verilip yetiştirilir, burada ocağın usul ve kaideleri öğretilirdi. Kendini ispatladıktan sonra islama ve devlete hizmet edeceğine, hiçbir kavgadan geri dönmeyeceğine dair söz verirdi. Daha sonra törenle başına deli kalpağı giydirilir ve ağa çırağı olarak deftere kaydedilirdi. Sırası gelen genç ağalığa geçer, hatta delilerin en yüksek rütbesi olan delibaşılığa bile yükselebilirdi. Verdiği sözü tutmayan, ocak kurallarına uygun hareket etmeyen delinin, başından kalpağı alınır, keçe külâh giydirilerek teşhir edilir, sonra da ocaktan uzaklaştırılırdı.

“ALLAH BABA” KAVRAMI YOKTUR !

Dikkatimi çeken bir başka olay da filmde kimsesiz kalan ve Yahudi göçebe bir topluluk tarafından sahip çıkılan küçük bir Türkmen kızının ailesini öldürenleri ve onu kimsesiz bırakanları Allah’a söyleyeceğim derken “Allah baba” ifadesini kullanmasıydı.  Bu söze neden gerek duyuldu anlayamadım ! Çünkü; hiç bir müslüman aile kızına böyle bir duâöğretmez ! Kızın Yahudilerin içinde büyüdüğü ve onlardan etkilendiği düşünülecek olursa da bu mümkün değildir çünkü; Yahudi inancında da Allah baba kavramı yoktur ! Bu sadece Hristiyanlarda olan bir kavramdır. Şimdi bunun dikkatsizliktenmi ?Bilgisizliktenmi yoksa başka bir sebeptenmi böyle yapıldığını düşünmeden edemiyorum. Keyifle izlemeyi düşündüğüm bir filme bu hatalar hiç yakışmamıştı !  Bir yandan büyük paralar harcayarak çok kaliteli bir film yapacaksın bir yanda da manevi duygularımızı göz ardı ederek bizleri hayal kırıklığına uğratacaksın sonra da kalkıp bu bizim dememizi bekleyeceksin..

DESTANLAR YAZAN ŞANLI GAZİLERİMİZ

Yüzyılda başlarına kurt, benekli sırtlan veya pars gibi vahşi hayvan derisinden yapılmış ve üzerine kartal tüyü takılmış kalpak giyen delilerin elbiseleri de arslan, kaplan veya tilki postundan, şalvarları ise kurt veya ayı derisindendi. Ayaklarına sivri burunlu, yüksek ökçeli, çıkrık mahmuzlu serhadlik denilen çizme giyerlerdi. Ünlü Osmanlı tarihçisi Solakzâde’nin eserinde; Nahcıvan Seferi’nde Rumeli Beylerbeyi Mehmed Paşa’nın, kaplan postlu, kurt derisi taçlı, birer karış mahmuzlu, tekne kalkanlı, elleri kostaniçeli, gömgök demire müstağrak, ak kızıl bayraklı alayından yani delilerden bahsedilmektedir. Tarihimizde destanlar yazan bu şanlı gazilerimizi anlatan deliler filmini izlediğimde bu gazilerin İslamiyet ile Şamanizmin arasına sıkışmış, şaman büyüleri ile yaralıları iyileştiren, büyü yaparak düşmana karşı savaşan gayrı islami bir şekilde beyaz perde de görmek bende hayal kırıklığına neden oldu.

DELİLERİ ŞAMAN GİBİ GÖSTERMEK TAM BİR HEZEYAN

Senaryoyu hazırlayanlar biraz kitapları karıştırsaydılar tarihteki gerçek delilerin kendileri için; ‘’kalpaklarımız, Emîr-ül-mü’minînHz.Ömer’in çizmesinin koncoğudur. Ocağımız, Hz. Ömer efendimize mensuptur’’ dediklerini göreceklerdi. Osmanlıda yeniçeri ocağı Hz. Ali’yi nasıl kendisine örnek almışsa, deliler ocağı da Hz. Ömer’i kendisine örnek almıştı. Bu hassasiyeti göz ardı ederek filmde delileri birer şaman gibi göstermek tam bir hezeyandı. Din adına sadece dikkatimi çeken ‘’Hu Delular’’ ifadesi ve Delileri oynayan karakterlerden birinin başına Osmanlıca; ‘’kaderde ne varsa o gelir başa’’ yazılmış olmasıydı. Film her ne kadar dini bir film olmasa da tarih sahnesinde islama hizmet etmiş olan bu gazileri şaman ritüelleriyle yan yana görmek beni rahatsız etti.

Ümit Özdemir

Etiketler:
Share
72 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ