logo

COĞRAFYA KADERDİR: LEVANT ÖRNEĞİ

Tarih hep farklı yorumlanmaktadır. Tarih bilimcilerin dünyayı tek büyük resim olarak yorumlamamaları bu durumu tetikleyen unsurların başında gelmektedir. Büyük resim incelendiğinde ülkelerin ekonomik ve siyasi çıkarları için giriştiği türlü tehlikeli oyunları görebilmekteyiz. Küçük resim incelendiğinde ise durum daha vahim olmaktadır. Yaşamını sürdürmek için uğraşan topluluklar, sömürülen devletler, silah satmak için savaşan devletler, daha fazla enerji için ölüme terk edilen topluluklar… Örnekler elbette çoğaltılabilir. Biz bu örnekler arasında enerji kavramının getirdiği yenilikleri ve zorlukları incelemeye çalışacağız.

Ticaretin çok eskiden beri var olduğunu ve devletlerin gelişim, etkileşim gibi süreçlerini değiştirdiğini görmekteyiz. Ticareti ilişkiler bağlamında imtiyazlar, anlaşmalar, güç dengeleri gibi kavramlar çerçevesinde dönüşüme uğraması, bu dönüşüm sürecinin yeni kavramları ve yeni ticaret yollarını oluşturması ise süregelen olaylar zincirinin noktası durumundadır. Coğrafi olarak önemli ticaret şehirlerine dar açıdan bir göz attığımızda, Ceneviz ve Venedik şehir devletleri gözümüze çarpmaktadır. Ceneviz şehir devleti, Doğu Akdeniz ticaretine bağlı zengin bir tarihi geçmişi bulunan Amalfi, Pisa ve Venedik gibi diğer İtalyan deniz cumhuriyetleriyle ticari yarış halinde olan bir devlettir. Bu dönemde özellikle Venedik ile rekabet halinde olan Cenevizliler Doğu Akdeniz ticari ilişkiler, koloniler ve anlaşmalar bağlamında tarihte detaylı incelenmesi gereken devletler arasındadır. Venedik ve Ceneviz’in ortak bağlantısının olduğu Levant bölgesi geçmişteki önemiyle birlikte günümüzü de petrol ve doğalgazın üretim ve ihracatı konusunda yer alan başlıca coğrafi problemlerin başı ve aynı zamanda bölgedeki ticari işbirliklerinin ana merkezi durumundadır.

Levant bölgesini etkileyen olaylara kısaca bir göz atmak gerekirse; Birinci Dünya Savaşı kömürden petrol enerjisine geçiş sürecinde Doğu Akdeniz’in öneminin tekrar ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır. Levant’ın enerji ticaretinde ki asıl önemi ise, Kerkük petrollerini Akdeniz’e taşıyan petrol boru hattı projeleriyle gerçekleşmiştir. Bu açıdan bölgeyi değerlendirdiğimizde yeni çağın bulunan kaynaklarının devletlerin çıkar stratejilerine bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini söylemek mümkündür. Başat güç konumunda ki devletler için Doğu Akdeniz’in önemi petrol geçiş yolu olduğu için değerlidir. Coğrafi öneme sahip olan bu bölgenin petrol enerjisi tükendiği vakit aynı değere sahip olup olmayacağı ise tartışmaya açık bir konudur. Bakınız; Orta Doğu’da üretilmesi planlanan petrolün Batı pazarlarına güvenilir yollarla nakli için düşülen boru hatlarının bitiş noktaları, dönemin jeostratejik mülâhazaları çerçevesinde genellikle Doğu Akdeniz limanları olmuştur. Bu kısımdan görüleceği üzere bölgenin hem petrol hem de geçiş güzergahı olması ülkelerin coğrafyalarının bir kader olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir.

Çıkan tüm savaşların devletlerin girdiği kriz ve kıtlık durumundan çıktığını ve savaş sonunda yeni güçler, ticari yollar, anlaşmalar yapıldığını bilmekteyiz. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen Soğuk Savaş kavramı ve getirdiği çift kutuplu sistem mücadelesi Doğu Akdeniz’in değerinin o dönemde daha da artmasını sağlamıştır. Doğu Akdeniz’e açılan yollara ilave olarak Basra Körfezi zamanla daha önemli bir ihraç merkezi haline gelmiştir. Bölgenin değerlenmesi bazı değişiklikleri ve sorunları beraberinde getirmiştir. Bir tampon bölge olarak kurulan İsrail devletinin 1957 yılında Araplarla yapmış olduğu savaş Süveyş Kanalının devre dışı kalmasına neden olmakla birlikte devletlerarası ilişkilerin zedelenmesine sebebiyet vermiştir. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde devletlerin ortak çıkar alanında buluşmadığı vakitlerde ekonomik dengelerin bozulabileceğini görmekteyiz. Karşılıklı bağımlılığın hakim olduğu yeni dünya düzeninde devletler ilişkilerini son tahlilde ortak paydada buluşturmadıkları vakit sonuçlarının vahim olacağı gerçeği unutulmamalıdır. Bakınız; Arap baharını yaşayan Orta Doğu ülkelerinin özellikle Suriye’nin günümüzde geldiği konum ve Mısır hakkında ortaya atılan gelecek senaryolarının gerçekleşme durumu. Mısır’da çıkarılan petrol ve doğalgaz enerjisinin kimin eline geçeceği, hangi ülke tarafından maksimum karın alınacağı ve evvelden petrol ihraç eden ülkelerin karının düşmesi (ABD’nin Rusya’ya olan bağımlılığının azalmasının getireceği yeni ilişkiler ve sonuçları) ile birlikte sisteme karşı nasıl bir zıtlık doğuracakları ve bunlarla birlikte nasıl yeni bir ekonomik çizelge oluşacağı hususunda ortaya atılan gelecek senaryoları şimdiden ülkeler bazında realist bir çerçevede değerlendirilmelidir.

Levant bölgesinin değerini tartışırken, günümüzde petrol ve doğalgaz enerjisinin yoğun olarak çıkarıldığı Orta Doğu bölgesinin iç dinamizmini yaşanılacak olayların ülke ilişkilerine etkisini unutmamak gerekir. Doğu Akdeniz hinterlandında bulunan İran Körfezi, Hazar Denizi, Kızıl Deniz ve Süveyş Kanalı’nda oluşacak herhangi bir bölgesel sorunun Doğu Akdeniz’i etkileyeceği ortadadır.  

Bölgeyi Türkiye açısından değerlendirecek olursak, karşımıza Kıbrıs’ta yaşadığımız sorunların çıkacağını göreceğiz. GKRY başlattığı petrol arama çalışmaları halihazırda bulunun Kıbrıs sorununa bir de enerji sorununu eklemiştir. Her ne kadar Türkiye söz konusu duruma müdahil olmaya çalışsa bile Kıbrıs sorununun daha da karmaşık hale gelerek bir çıkmaza gireceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ülkede çıkarları için bulunan İngiltere, ABD, Türkiye, Rusya ve Yunanistan etkisiyle birlikte eklenen enerji sorunu (LNG’nin) yakın bir gelecekte yeni anlaşmaların kapıyı çalacağına işarettir.

umraniyegundemi.com / 9.03.2019

Etiketler: »
Share
1067 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ