logo

ALLAH VE DİN-İ İSLAM İLE SAVAŞAN KAYBEDER

Biz bugünü ‘demokrasinin zaferi’ gibi anlamsız seküler benzetmeler değil, bizatihi ‘Allah’ın en büyük nimetlerinden birinin tecelli günü’ olarak tarif ediyoruz. Kıymetini bilmek niyazı ile ‘15 Temmuz Zaferi’ kutlu ve mübarek ola!…

ALLAH VE DİN-İ İSLAM İLE SAVAŞAN KAYBEDER

Yeni Söz Özel – Kemal Özer

Bugün tarihin en büyük terör örgütlerinden biri olan, asıl maksadı İslam’ı tahrif etmek ve Pavlus’luk olan Gülen adlı cinci, büyücü ve hipnozcu baş teröristin ölüm manisine dönüşmüş kölelerinin başlattığı Allah’a isyan, Türkiye’yi işgal, millet arasında iç savaş girişiminin hezimetle neticelendiği 15 Temmuz 2016’nın sene-i devriyesi. Yahudi Pavlus’un Hz İsa’ya gelen vahyi tahrif ederek ürettiği ve adına Hıristiyanlık denilen Katolizm gibi bir İslam denemesini ilk olarak Yahudi İbn Sebe başlatmış, ancak başarılı olamamıştı. İbn Sebe’nin torunlarından Fatımilerin sözde halifesi Ubeydullah ve tarihin en büyük katillerinden İsmailî Hasan Sabbah gibilerinin başaramadığını Gülen üzerinden yaptırmak isteyenler, 50 yıllık emeklerini 15 Temmuz gecesi heba etmişler ve Allah (c.c.), din-i İslamı koruyarak, hem Müslümanlara, hem de küffara büyük bir ders vermişti. İşte biz bugünü ‘demokrasinin zaferi’ gibi anlamsız seküler benzetmeler değil, bizatihi ‘Allah’ın en büyük nimetlerinden birinin tecelli günü’ olarak tarif ediyoruz. Kıymetini bilmek niyazı ile ‘15 Temmuz Zaferi’ kutlu ve mübarek ola!

İBLİSLİK NE ZAMAN VE NASIL BAŞLADI?

Hikâye Tarsuslu Yahudi Pavlus’a, Yemenli Yahudi İbn Sebe’ye, İranlı Yahudi Ubeydullah ve Hasan Sabbah’a kadar uzanmakla beraber Endülüs’ün yıkılıp, Osmanlı’nın yer yurt sahibi yaptığı, Edirne’de iskân ettiği gayri Müslimlere kadar gidiyor. Hem İslam’ın tahrif edilmesi, hem de Müslümanların yeniden dünya yönetiminde söz sahibi olmaması için ‘Yeşil kuşak’ ve ‘ılımlı İslam’ planları yapılmış, güya Erzurumlu, sözde hoca, özde ise dinsiz imansız bir haine cincilik, büyücülük ve hipnozculuk öğretilmiş, sonra da bir dinin içinin boşaltılması, bir ülkenin talan edilmesi ve de birkaç neslin heba edilmesi şeytanlığı başlatılır.

İSLAM ŞAPKASI GİYDİRİLMİŞ DİNSİZLİK

Demirel’in Bakanı Refet Sezgin, Diyanet’i ele geçiren büyük ajan Yaşar Tunagür, Rockefeller’in Tükiye temsilcisi Kasım Gülek’in eline teslim edilen muhteris hain, bu ellerde yoğrulurken, eski MİT, MAH’ın kucağına bırakılmış, oradan da NATO gladyosu, Vatikan cehennemi, CIA’in çöplüğüne kadar uzanan bir bakıma muazzam bir yükseliş gerçeklemiştir. İslam şapkası altında Hıristiyan ve Yahudi ruh ve iktisadı üflenmiş, Hasan Sabbah, Tapınakçı ve Civzit karması bir yönetim sistemi tesis edilmiş hain çete, devletin ve milletin en mahrem noktalarına kadar nüfuz etmiş, hiçbir ahlakî ve insanî değer tanımaksızın İslam’ı tahrip etmek, Türkiye’yi teslim almak, Müslümanların ayağına iki asır önce vurulan prangayı daha sıkı bağlamak için var güçleri ile çalışmışlardır.

MİT VE NATO KUCAĞINDA NASIL SEMİRTİLDİ?

Erzurum’da gayri Müslim ki ayrı kavimden olan anne babanın evinde ekilen tohum CHP ve Diyanet fanusunda ihtimamla büyütülmüş, MİT ve NATO ocağında semirtilmiş, devletin en kılcal damarlarına kadar sızması istenmiş ve izlenmiş, 1960 sonrası tüm askeri ve sivil iktidarlar döneminde toplumun bütün kesimlerinin içine FETÖ kılığıyla değil bizzat, o yapının en has adamı şekline bürünülerek yumurtalar bırakılmış, kuluçkalar buralarda civcive, kargaya, çakala, sırtlana dönüştürülmüş, halen de devam eden kuluçkalar sayesinde devletin nasılda zayıf temellere oturduğu, örgüt elemanı genç kızların, makam şehveti için nasıl da anahtara dönüştürüldüğü ve bu sayede siyasi, bürokratik ve askeri alanlarda ne yazık ki bu bugün bile henüz ne olarak görülememiş düzeyde benzersiz bir hegemonya kurulmuştur.

ERGENEKON VE FETÖ ARASINDA SIKIŞIP KALMAK

Herkesi diploma sahibi yapma oyununa ve dershane adlı kuluçka merkezlerine göz yuman Milli Eğitim Bakanlığı adlı FETÖ istilasına uğramış başarısız kurum sayesinde ve çocuğunun geleceğini ahiretinin önünde tutma şaşkınlığına düşen özellikle de ‘din-i dar’ kitlelerin çocuklarının çalındığı kurum dershane adlı devşirme ve kuluçka merkezlerinde büyümüştü. Erdoğan iktidara geldiği günden itibaren vesayet altına almak isteyen askeri vesayetçi ve bir başka merhametsiz örgüt Ergenekoncular, Reis’i Gülen’le ittifaka zorlamış, bunu fırsata çevirmek isteyen doymak bilmez obur FETÖ, sonunda Erdoğan’ı yemek isteyince, Allah (c.c.) gönül gözlerinin uyanmasına yol açtı. İstekleri reddedilen terör örgütü MİT’in yeni müsteşarını almak isteyince de gemiler ateşe verilmişti.

15 TEMMUZ’A NASIL GELİNDİ?

MİT operasyonu, Erdoğan’ın ameliyat sırasında şehid edilmek istenmesi, dershanelerin kapatılması, Gezi isyanı girişimi, mahremlerin ifşası, MİT tırları, devlet erkânını dinlenip düşmana servis, 17/25 Aralık darbe girişimi ve 15 Temmuz 2016 öncesinde yaşanan irili ufaklı yüzlerce hadise, Erdoğan’ın çevresini de saran şer odağının ve sayıları henüz kestirilemeyen sözde AK Partili ve Erdoğan’cı adamlarının halende devam eden ihanetleri, NATO, CIA, MOSSAD, BND, MI6, Vatikan gibi Batı Terör Örgütü (BTÖ)’nün uzantılarının sağladığı güvence ve destek ile 15 Temmuz 2016’da Türkiye vatandaşı olan, özellikle de TSK içinde yuvalanmış olan teröristlerin Türkiye’yi işgale, millet arasında iç savaş çıkarma girişimi Allah-ı Teâlâ hazretlerinin milletin kalbinden korkuyu alıp, FETÖ’cü katillerin pislik yuvası yüreklerini korku dağı yapması üzerine 15 Temmuz 2016’nın millet zafer kazanırken FETÖ’nün şahsında bütün bir küffarda hezimete uğramıştı.

15 TEMMUZ’UN KIYMETİNİN BİLEMEMEK

15 Temmuz 2016 gecesi başlayan tarihte eşi az görülen zaferi kendinden bilmek gibi bir hata içindeyiz. O geceyi kişi ya da grupların başarısı görüp, demokrasi adlı batı tiyatrosunun zaferi gibi göstermek, kadir, kıymet bilmezlik, nimete şükretmekten uzaklık değilse nedir? 15 Temmuz şehid olmak da, gazi olmak da, cihad için elinden geleni yapıp bunlara erişememek de nasip işidir. Kim ki bunları kendinden bilir, kaybeder. Kim ki bunları Allah’tan bilir, kazanır. 15 Temmuz, bir destandır, faili millettir. 15 Temmuz, Allah’ın hem milletimize, hem de ümmetimize merhametidir. 15 Temmuz,  Allah’ın İslam’ı tahrip etmeye kalkan şeytanilere tattırdığı çok ağır bir yenilgidir. 15 Temmuz diriliştir. 15 Temmuz,  2 asır evvel kaybedilen ruhun bize gönderdiği selamdır. Nimete nankörlük edersek elden gider. Allah (c.c.)’den niyazımız, nimetinin farkında olanlardan kılmasıdır. Vesselam. La Ğalibe İllallah!

Share
340 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ