logo

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet Diyordu ki;

İnsan ve insanlık kavramı beşer kavramından gelmektedir. Bu anlamda herkes beşerdir ancak sadece bazıları insandır. Biz de bu yazıda kullandığımız ifadeyi beşer manasındaki insan anlamında kullanacağız.

***

Adem (a.s.)’dan bu güne ve gelecekte insanlığın başına gelen musibetler, görünür görünmez belalar öyle bir günde ve aniden gelmediğini biliyoruz. Son örneği ise 21. yy. ilk çeyreğinde Çin’in Vuhan eyaletinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı kasıp kavuran Korona  (Covid 19) virüsüdür. İlahi menşeli dini kaynaklarda ve gerekse seküler kaynaklarda benî ademin başına gelen hadiseleri anlatan kaynaklarda bu tür bela ve musibetlere bakın bir anda zuhur etmediğini göreceksiniz.

***

Bizde Kur’an-ı Kerim’de anlatılan en güzel kıssalar (hikayeler) (Sure-i Yusuf 12/3) bunun örneklerindendir. Hatta Kur’an-ı Kerim geçmiş kavimlerin bu meyanda başına gelenleri yer yüzünü gezip araştırın ve görün (Sure-i En’am11 ve Sure-i Fâtır 44 vb. ayet-i kerimeler) emr-i ilahisini de vermiştir.

***

Malumunuz Kur’an-ı Kerim bu misalleri insanlara insanlığa örnek olsun, ibret alsınlar için vermiştir. Ve şu ikazı da yapmıştır. “Sizin şer gördüğünüzde hayır, hayır gördüğünüzde de şer vardır.” (Sure-i Bakara 216)

Meseleyi Kur’an ekseninde tutmakta bu anlamda fayda var. Günümüzün basit örneği ile her ürünün nasıl bir kullanım klavuzu var ise insanlığın da ebedi klavuzu Kur’an-ı Kerim’dir.

Bu çerçevede ilerlersek hem islam toplumu için hem de tüm beşeriyet için durumun şu olduğunu görebiliriz; Korona virüsü ile bir çok şeyi yeniden ve çok güçlü bir şekilde hatırlayıp, uygulamak durumunda kalındı. Aklımıza ilk anda gelen birkaç örneği sayalım.

***

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; Oku. (Yaratan rabbin adı ile oku, öyle alel ade sıradan bir okumayla değil. Seni kan pıhtısından yaratan rabbinin adı ile oku.) Oku ki acizliğini gör. Bu günün açıklaması ile bilmem kaç nano milimetre küçüklüğündeki bir yaratık seni ne hale getirecek gör.

***

Oku ilim elde et. Hadis-i şerifinde ne diyordu peygamberimiz (s.a.v) “İlim Çinde de olsa alınız.” Uzaklık olsa bile ilme okumaya gayret edin diyordu. İlim herkesin malı idi. Mü’minlerin yitiği idi. Şimdi görülüyor ki tüm dünyada ilmi saklamanın bir mantığı yokmuş. Herkes birbirleriyle “tanı kiti” paylaşıyor.

Durumun esası ise şu; Kuran-ı Kerim ve islamiyete göre müslümanlarında bu emr-i ilahiye uymaları gerekiyormuş. Öyle kuru kuru batı taklitçiliği yaparak şirin görünmek te bir yere kadarmış. Üç beş basit teknoloji aktarımı, çeviri/translate de yetmiyormuş.

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; İyiliği emredin kötülüğü yasaklayın. Şimdi korono “sayesinde / gölgesinde” herkes iyiliği emretmek, uyarmak ve uygulamak durumunda kaldı. Önceleri herkes bana kötülük yapacak fehvasınca hareket ederken şimdi ya ben başkalarına kötülük yapar bu illleti bulaştırırsam diye bakmaya başladı.

***

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; İçinde yaşadığınız toplumun aşırı hallerini uyarın, geçmiş kavimleri yok eden büyük günah (hatalarını) ikaz edin azaltın hatta yok edin. Bakınız bütün içki mekanları, fuhşiyat merkezleri yasaklandı. (eee islami yerlerde kapatıldı. İkaz etmediğimiz için ikaz edildik). Cinsi sapkınlıklarını insanların bir hakkı imiş gibi gösterenler şimdi köşe bucak kaçmaya başladılar.  Mesela toplumu rencide eder bir şekilde ulu orta öpüşenler nerede. Şimdi hepsi sosyal mesafeyi koruma gayretinin başını çekiyor. Ne oldu?

***

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; Şahsi olarak aşırılıklara gitmeyin, vücudunuza zarar vermeyin, vaktinizi boşa israf etmeyin. Şimdi sigaradan başlayarak, müskirata mübtela olanların durumu ortada.

***

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; Malayani şeylerden, lehviyattan uzak durun. Bu gün malayani şeylerin lehviyatın üretildiği yerlerin durumu (kahvehanelerin, dışarıya ısıtıcı koyup gökyüzünü ısıtan kafetaryaların vb.) ortada. Bu işin dahası da var. Bir hadis-i şerifte herkes için en hayırlı mekanın işi yok ise evinde durması tavsiye edilmişti. Şimdi en güvenli mekanların evi olduğunu tüm dünya öğrendi.

***

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; Örtünmenize dikkat edin. Bu işin bir nizamı, adabı ve ölçüsü vardır. Çok ilginç herkes maske takıyor. Müslimi gayri müslimi.

***

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; Temizlik şarttır. Temizlik dinin yarısıdır / imandandır (hadis-i şerifi). Bu gün tüm dünya şartı yerine getirmeye çalışıyor. Adına  temizlik, nezafet, nefaset yerine hijyen ve dezenfekte denilse bile.  Şu sünnet-i şerifeyi tüm dünya uyguluyor. “yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın” hadi buyrun üşenmeyin.  

***

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; Hapşırmak / aksırmak insani bir durumdur. Bu durumda olana rahmet dileyin deniliyordu. Hapşıranın/aksıranın hamd etmesi söylenmişti. Şimdi herkes  tek kullanımlık mendil, kolunu, yüzüne kapatmak durumunda. Eğer Covit 19 olmamışsa ne kadar hamd etmeli? Basit bir ilmihal bilgisi nerelere geldi.

***

Kur’an-ı Kerim ve İslamiyet diyordu ki; Eğer bir insan hastalıklı ise sağlıklı insanların yanına gitmesin. Şimdi bu durumun her türlü versiyonunu görüyoruz. Adını biraz değiştirdik. Karantina dedik. Hem şahsi hem de toplum olarak uygulamaya koyduk. Hatta bununla beraber şunu da öğrendik. Mesele sadece başkalarının bize vereceği zarar ve ziyan değil, bizim başkalarına verebileceğimiz zarar ve ziyanın da önlenmesi gerekiyormuş.  

***

Kur’an-ı Kerim ve islamiyet diyordu ki başlığı altında bir çırpıda aklımaza gelenlerden birkaç tanesi bunlar. Liste burada biter mi? Elbette bitmez. Ku’ran-ı Kerim ve islamiyetin öğretilerinin, uygulamalarının ne kadar naif, ne kadar incelikli, ne kadar çağları aşan bir yapıya sahip olduğunu ehli biliyordu, mü’minler de iman ediyordu. Ancak şimdi tüm dünya bir kez daha gördü. Görmekle de kalmadı uygulamaya da başladı.

Ancak burada bir durum daha var. İşin bam teli sanırım orası. Bu bela musibetlerden sonra Kur’an ve İslamiyetin dediklerini ne kadar yapacağız biiir!.. İkincisi ise bu korona vürüsü gayr-i müslim bir memlekette zuhur etti, (ki kanaatimce kötü niyetli insanlarca labaratuvar ortamında imal edilmiş, kodlanmış bir illet) nasıl oluyor da neticesi islamiyetin temel umdelerinin sıhhatine işaret ediyor?!

İnanlar için cevabı basit aslında. Sadece Sure-i En’âm 129. ayet-i celileye bakıveriniz.

OKUMAKTA FAYDA VAR: 

Ahmet Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya ve Tarih-i Hulefa

Fuat Sezgin, Tanınmayan BÜYÜK ÇAĞ İslam Bilim ve Teknolojisi Tarihi vd. eserleri

 

 

 

Share
12670 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ