logo

15 TEMMUZ’UN 15 SONUCU

ABD kontrolündeki FETÖ’cü çetenin darbe girişiminin millet-ordu ve polis birlikteliğiyle bastırılması, Türkiye’nin önüne yeni bir kapı açtı.

Arkasında ABD’nin bulunduğu 15 Temmuz darbe girişimine karşı mevzilenme, Türkiye’nin önüne kaçınılmaz olarak siyasi, toplumsal, diplomatik ve askeri her boyutuyla bam başka bir yola girmesine neden oldu. 15 Temmuz’un bastırılması eylemi, basit bir “cunta” hareketine karşı mücadele değil, Türkiye’yi mecbur olduğu seçeneğe getiren tarihi bir kırılma noktasıydı. Geride bıraktığımız 1 yılın muhasebesi bunun açık göstergesi oldu.

İşte 15 Temmuz’un 15 sonucu:

1- GLADYO TEMİZLİĞİ VE FETÖ’NÜN TASFİYESİ

15 Temmuz’un ardından Amerikancı Gladyo’nun Türkiye’deki örgütü FETÖ’ye karşı büyük bir tasfiye harekatı başlatıldı. Özellikle TSK, Emniyet ve yargı içinde olmak üzere devletin kılcal damarlarına yerleşmiş Gladyo unsurlarına büyük darbe indirildi.

Adalet Bakanlığının verilerine göre 15 Temmuz’dan bugüne 169 bin 13 şüpheli hakkında işlem yapıldı.169 general, 7 bin 98 albay ve alt rütbeler, 8 bin 815 emniyet mensubu, 24 vali, 73 vali yardımcısı, 116 kaymakam ve 31 bin 784 diğer şüpheli olmak üzere toplam 50 bin 510 şüpheli tutuklandı. 152 asker, 392 polis, 3 vali yardımcısı 9 kaymakam, 7 bin 266 diğer şüpheli olmak üzere 8 bin 87 kişi hakkında yakalama kararı bulunuyor.

Yargı mensuplarından, adli ve idari yargıda görevli 2 bin 280 hakim ve savcı ile Yargıtay’da görevli 105 üye, Danıştay’da görevli 41 üye, Anayasa Mahkemesi’nde görevli 2 üye, HSYK’da görevli 3 üye olmak üzere toplam 2 bin 431 kişi tutuklandı.

Adli ve idari yargıda görevli 234, Danıştay’da görevli 5, Yargıtay’da görevli 26 kişi olmak üzere toplam 265 kişi hakkında yakalama kararı bulunuyor. Tutuklananlar dışındaki binlerce kişi de tutuksuz yargılanıyor.

2- ABD KARŞITLIĞI ZİRVE YAPTI

Darbe girişiminin ilk anından itibaren gözler aynı zamanda 15 Temmuz’un dış bağlantılarına çevrildi. Hem kamuoyu hem de devlet katında darbe girişimindeki ABD rolü açıktan ifade edilmeye başlandı. Darbe girişimine ilişkin hazırlanan onlarca iddianamede açıkça ABD’ye işaret edildi. Darbenin elebaşlarının ABD Büyükelçiliğiyle telefon trafiği resmi kayıtlara geçirilerek, “Seni biliyorum” mesajı verildi.

Washington, Ankara’nın “Gülen’i iade edin” çağrılarına olumlu karşılık vermedi. Zaten yüksek olan Amerikan karşıtlığı, 15 Temmuz süreciyle zirve yaptı. Manşetler artık Washington’u vurmaya başladı. Amerikancı FETÖ darbe girişimi, özellikle Türkiye’deki sağ kesimlerin ABD’nin ideolojik hakimiyeti dışına çıkmasına giden yolu açtı.

3- NATO SORGULANMAYA BAŞLANDI

15 Temmuz, Türkiye’nin önüne tarihinde hiç olmadığı bir biçimde “kamp” tartışması getirdi. Türkiye’nin dünyadaki yeri ciddi biçimde masaya yatırıldı. NATO’nun darbe girişimindeki rolü, NATO’da görevli FETÖ’cü subayların faaliyetleri açıkça ortaya kondu. Daha ötesine geçilerek, Türkiye’nin NATO üyeliği sorgulanmaya başlandı. Ankara ilk resmi tepkisini, açığa aldığı NATO’da görevli FETÖ’cü subayların yerine uzun süre yeni atama yapmayarak gösterdi. Ardından daha büyük hamle geldi. Ankara, Moskova ile S-400’ler için masaya oturdu. NATO sistemi dışında savunma konseptine yöneldi. Türkiye’nin adım adım NATO’dan kopuşu, Batı emperyalist merkezlerinde de açıktan ilan edildi. Amerikan düşünce kuruluşları “Türkiye kamp değiştiriyor” raporları yayınladı.

4- MİLLİ SAVUNMADA ATAK

15 Temmuz, Türkiye’nin milli savunma konusundaki ihtiyaçlarını da ortaya koydu. Dışa bağlılığı azaltmayı hedefleyen milli projelere hız verildi. Milli Gemi Projesi’nde (MİLGEM) kritik eşik aşıldı. 4’üncü ve son Ada sınıfı Korvet TGC Kınalıada denize indirildi. Sıra milli fırkateyn üretimine geldi. ATAK helikopterleri ve milli İHA Anka uçmaya başladı. Milli füze ve roket projeleri hızlandı.

5- İNCİRLİK MASAYA KONDU

Ankara-Washington gerilimi, ABD’nin bölgedeki en önemli operasyon ve lojistik merkezi olan İncirlik Üssü’ne kadar uzandı. ABD’nin hem 15 Temmuz’daki tutumu hem de PYD/PKK açıktan silah vermeye başlaması, gerilimi daha da büyüttü. Kamuoyunda “İncirlik ABD’ye kapatılsın” talebi yükselmeye başlarken hükümet cephesinden de bu yönde mesajlar verildi.

6- AB İLE İPLER KOPTU

Bir ABD projesi olarak Türkiye’nin önüne konan Avrupa Birliği aday üyeliği süreci kopma noktasına geldi. Avrupalı liderlerden “15 Temmuz’da gerekli tepkiyi zamanında gösteremedik” özeleştirileri gelse de Ankara ile Brüksel arasındaki ipler giderek gerildi. Firari FETÖ’cüler başta Almanya olmak üzerine Avrupa ülkelerine sığındı. Türkiye’nin ısrarlı taleplerine rağmen hiçbiri iade edilmedi. İade edilmediği gibi Avrupa, “FETÖ ve HDP tutuklularının hemen serbest bırakılmasını” istedi. En son Avrupa Parlamentosu, benzer talepleri içeren, Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasını öneren raporu kabul etti. Ankara bu adıma, “Seçeneksiz değiliz” diye yanıt verdi.

7- BÖLGE MERKEZLİ İTTİFAKLAR OLUŞTU

Türkiye bir yandan ABD ve NATO ilişkilerini sorgularken diğer yandan geç kalmış zorunluluklarını acı bir şekilde keşfetti. Batı kampından uzaklaşan Türkiye, bölge merkezli dış politikaya yöneldi. Daha 8 ay önce uçağını düşürdüğü ve ipleri kopardığı Rusya ile 15 Temmuz’dan hemen sonra güçlü bir ittifak kurdu. Hemen her alanda ilişkilerini uçak krizinden önceki seviyenin dahi üstüne çıkardı. Bu sürede İran ile de görüşmeler sıklaştı. Bu süreç Suriye krizinde bölgesel ittifak adımlarına dönüştü. 22 Aralık 2016’da Moskova’da tarihi bir adım atıldı. Türkiye, İran ve Rusya, 8 maddelik bir bildiri imzalayarak dünyaya “Suriye’de siyasi çözüm” konusunda anlaştığını ilan etti. ABD’yi devre dışı bırakan üç ülke, Suriye’de rejimi değil terör örgütlerini hedef alacaklarını ilan etti. Bu imza, AKP’nin yaklaşık 5 yıldır sürdürdüğü yanlış Suriye politikasının da terk etmesi anlamına geliyordu. Halep’te 3 ülkenin katkısıyla sağlanan ateşkes o imzaların ilk sonucu oldu. Ardından Astana süreci ve “çatışmasız bölgeler” planı başladı.

8- ALTERNATİFSİZ DEĞİLİZ: ŞİÖ

Batı ve NATO kampını sorgulayan Türkiye’nin gündemine sıcak bir biçimde yeni bir seçenek girdi: Şanghay İşbirliği Örgütü! Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Aralık 2016’da, G-20 için gittiği Çin’de yaptığı “Türkiye’nin Şanghay Beşlisi içinde yer alması, çok rahat hareket etmesini sağlar” açıklaması ve Şi Cinping, Putin, Erdoğan ve Nursultan Nazarbayev’in omuz omuza verdiği poz önemli mesajlar içeriyordu. Türkiye’nin mesajı hem Çin hem de Rusya’dan anında karşılık buldu. İki ülkenin lideri de Türkiye’yi ŞİÖ’de görmek istediklerini açıkladı. Hemen ardından Şanghay Enerji Kulübü’nün 2017 dönem başkanlığı Türkiye’ye verildi. Oysa Türkiye henüz resmen ŞİÖ üyesi bile değil. Üstelik Türkiye enerji üreten bir ülke bile değildi!

9- FIRAT KALKANI İLE ASKERİ YANIT

TSK’yı çökertme girişimi olan 15 Temmuz’dan yalnızca 39 gün sonra, 24 Ağustos 2016’da Mehmetçik Fırat Kalkanı harekatıyla Suriye’ye girdi. Amerika’nın, “kara gücüm” dediği PYD/PKK üzerinden kurmaya çalıştığı koridoru yardı. Önce Cerablus, ardından da El Rai ve Dabık’ı kontrol altına alarak El Bab’a ulaştı. IŞİD terörüyle birlikte PKK/PYD’yi o bölgeden temizledi. ABD’ye stratejik bir darbe indiren TSK’nın yakın zamanda terör kantonu Afrin’e girmesi bekleniyor. FETÖ’yü içinden temizleyen TSK, savaş yeteneğini daha da artırdı.

10- ABD İLE CEPHE CEPHEYE

Fethullahçı Gladyo’nun ezilmesi ve ardından gelen Fırat Kalkanı, ABD ile silahların çekildiği bir denklem ortaya çıkardı. ABD 15 Temmuz hezimetine, PKK/PYD’yi ağır silahlarla donatarak yanıt vermeye odaklandı. ABD, silah vermenin de ötesinde PKK/PYD ile sahaya indi. TSK’nın operasyonlarını engellemek için askerleri ve zırhlılarıyla PYD bölgelerinde nöbete başladı. Suriye’deki askeri üssünü 10’a çıkardı. Ancak ABD’nin Rakka operasyonuyla giriştiği yeni adım, Türkiye’nin yanı sıra tüm bölgeyi tehdit eder duruma geldi. ABD’nin sahaya sürdüğü PKK/PYD, Suriye ordusuyla dolaylı olarak İran ve Rusya ile de karşı karşıya geldi.

11- PKK’YA AĞIR DARBE

15 Temmuz’un ardından yurtiçindeki PKK varlığı ablukaya alındı. Kırsaldaki operasyonlar yaz kış durmadan sürdü. Yıllardır “girilmez” denen bölgelere girildi. Kato ve Herekol gibi önemli terör üsleri basıldı. PKK’nın önemli lojistik merkezleri dağıtıldı. Örgüte katılım dibe vurdu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sadece kış döneminde 12 bin 500 operasyon düzenlendiğini açıkladı. TSK Mayıs 2017’de yaptığı bilgilendirmeyle son bir yıl içinde 3 bin 217 PKK’lı teröristin öldürüldüğünü, 306 hava harekatı yapıldığını, 1693 hedefin imha edildiğini ve arananlar listesindeki 30 PKK’lının öldürüldüğünü açıkladı. Mayıs’tan bu yana da bine yakın teröristin etkisiz hale getirildiği tahmin ediliyor.

Sınır ötesine etkili hava harekatları da yapıldı. ABD askerlerinin korumasındaki Irak’ın Sincar ve Suriye’nin Karaçok bölgesi vuruldu. Sadece bu operasyonda 89 PYD/PKK’lı etkisiz hale getirildi.

12- BOMBALI EYLEMLER DİBE VURDU

Hem Suriye’deki Fırat Kalkanı hem de yurt içindeki terör operasyonları, kentlerimizde sivilleri hedef alan bombalı terör saldırılarını dibe vurdurdu. Bunda istihbaratı zaafa uğratan FETÖ’cülerin Emniyet ve MİT’ten temizlenmesinin de büyük etkisi oldu. 15 Temmuz’dan önceki bir buçuk yılda 33 bombalı saldırı gerçekleşmişti. Bu saldırılarda 363’ü sivil 461 kişi yaşamını yitirirken, 2 binden fazlası da yaralandı. 15 Temmuz’dan sonraki tasfiyeler ve terörle etkili mücadele iç güvenliğimizi de sağlamlaştırdı.

13- PKK-FETÖ İŞBİRLİĞİ KANITLANDI

Türkiye’nin terörle mücadelesini sekteye uğratmak için FETÖ ve PKK işbirliği yaptığı istihbarat raporlarına yansımıştı. Bu yöndeki ilk tespitler, hendek operasyonunda yapılmaya başlandı. Şehit sayımızdaki artışlar dikkat çekmişti. Ardından PKK’lıların operasyonlardan önce istihbarat aldığı tespit edildi. Hatta bu konuda Diyarbakır Emniyeti, Mart 2016’da operasyon bilgisinin örgüte sızdırıldığı şüphesi üzerine inceleme başlattı. Emniyet’in içindeki FETÖ köstebekleri izlenmeye başlandı. 15 Temmuz’a yaklaşırken PKK’nın saldırılarını bir anda kesmesi dikkat çekmişti. Darbe girişiminde sonra da bir kısım FETÖ’cünün PKK’ya sığındığı istihbarat raporlarına yansımıştı.

14. FETÖ’NÜN PARA KAYNAKLARI KESİLDİ

FETÖ’nün para kasası olarak kullandığı bankalar, şirketler ve işletmelere el kondu. Başbakan Yardımcısı Canikli, 43 ilden toplam 965 şirketin TMSF’ye devredildiğini ve bu şirketlerin toplam aktif büyüklüğünün yaklaşık 41 milyar lira olduğunu açıkladı. Bank Asya’da 46 bin 952 mudiye ait 371 milyon liranın bloke edildiğini de belirtti. FETÖ’nün yurt içindeki 934 okulu ve 15 üniversitesi de kapatıldı. Ancak FETÖ’nün siyasi ayağına yönelik bir adım atılmadı!

15. KUMPAS DAVALARI RESMEN DE ÇÖKTÜ

FETÖ darbe girişiminin ardından Türkiye genelinde yürütülen soruşturma sayısı 11 bin oldu. Sadece İstanbul’da FETÖ’yle ilgili açılan dava sayısı 700. Hazırlanan iddianamelerde FETÖ’nün kumpas davaları da mahkum edildi. Ergenekon ve Balyoz kapsamındaki davaların, FETÖ’nün yargı-polis ortaklığıyla yürüttüğü kumpaslar olduğu tescillendi.

TSK’YA KARARNAME DARBESİ

15 Temmuz’dan sonra Türkiye için olumsuz gelişmeler de yaşandı. “Yeni darbe girişimlerine tedbir” adı altında TSK’nın yapısını bozacak, emir-komuta zincirini zaafa uğratacak adımlar da atıldı. Genelkurmay sembolik hale getiren ve kuvvet komutanlıklarını hükümete bağlayan kararnameler yayınlandı. GATA’nın da arasında olduğu askeri hastaneler Sağlık Bakanlığına devredildi. Bu girişimlere yapılan itirazlar dikkate alınmadı.

AMACI DIŞINDA KULLANILAN KHK’LAR

15 Temmuz’un ardından FETÖ ile mücadele için şart olan OHAL kapsamında çıkarılan bazı kanun hükmünde kararnamelerin (KHK) amacı dışında kullanıldığı görüldü. En son Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, işyerlerindeki grev girişimlerini OHAL ile önlediklerini açıkladı. Kitle örgütleri ve sendikalar hükümeti, “OHAL’i amacı dışında kullanma” diye uyardı.

Ergün GEDEK / Aydınlık gazetesi

Etiketler:
Share
193 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ